Kışa deriniz ne kadar hazır?

Havalar soğuyor, cildimiz kurumaya başlıyor. Cildinizde oluşan hasarı dışarıda, suyu içeride tutmak istiyorsanız cildin en dış tabakasının güçlü ve canlı olması gerekiyor.

Kışa deriniz ne kadar hazır?

Vücudunuzu, selülite yol açan ve çatlaklara kapıyı aralayan hasardan korumanın bir metodu da dış etkenlere karşı ilk savunma hattınızı koruma altına almaktır. Boynuzsu katman, epidermisteki ölü ve ölmekte olan hücrelerden meydana gelen en dış katmandır. Sadece 0.015 mm kalınlığında olmasına rağmen cilde girmeye çabalayan toksik maddelere ve dışarı çıkmaya çalışan su ve besinlere karşı temel bariyerimizdir. Ayrıca güneşten gelen zararlı UV ışınlarına karşı doğal savunma oluşturur. Bildiğiniz gibi cildimizdeki önemli bileşenleri kaybettiğimizde, serbest radikal veya enflamasyona neden olan hasara izin verdiğimizde; dokularımız zayıflar, selülite ortam hazırlanır. Hasarı dışarıda, suyu içeride tutmak istiyorsak, boynuzsu katmanımızın güçlü ve canlı olması gerekir.
Boynuzsu katman tuğla bir duvar gibidir. Ölü ve ölmekte olan hücreler tuğla, yerlerinde durmalarını sağlayan lipit katmanı ise harç gibi düşünülebilir. Bu katmandaki hücreler yaşlandıkça cilt bariyer fonksiyonunu kaybeder. Vücudumuz bu durumla, üstte bulunan ölü hücrelerin yerine geçebilmek için sürekli yukarı kuvvet uygulayan yeni hücreler üreterek başa çıkar. Bu şekilde boynuzsu katman; hasar ve su kaybına karşı koyarak, bizi korumaya yetecek derecede canlı tutulmuş olur. Ne yazık ki yaşlandıkça hücre yenileme hızımız azalır. Boynuzsu katman, suyu hiçbir şekilde tutmayan hücrelerle dolar. 20 yaşına geldiğimizde veya nadiren daha erken bir yaşta cildimize biraz destek vermek gerekli hale gelir.

CİLDİ SOYARAK YENİLEYİN
Bu önemli bariyeri güçlendirmenin en iyi yolu soyma işlemidir. Yüzeyde bulunan ölü ve etkisiz hücreleri ortadan kaldırarak vücudumuza yenilerini üretmesi için sinyal vermeliyiz. Böylece cildimizin yüzeyi genç, nemli ve etkin hücrelerle dolacaktır.
Genç bir hücre ile yaşlı bir hücre arasındaki fark tıpkı taze bir yaprak ile ölü bir yaprak arasındaki farka benzer. Taze yaprağın dış etkilerden korunmasını sağlayan cilalı gibi pürüzsüz bir yüzeyi vardır. Kalın ve güçlüdür. Ölü bir yaprak ise ince ve kırılgandır. Cilalı yüzey kaplamasını kaybetmiştir. Güçlü bir rüzgar, ağaçtan kopmasına ve parçalanmasına neden olabilir. Ölü deri hücreleri için de aynısı geçerlidir. Zayıf ve kurudur, artık görevini etkin olarak yerine getirememektedir. Genç ve nemli hücreler güçlü ve donanımlı bir bariyer meydana getirirler. Parıldayan ve sağlıklı bir cilt için boynuzsu katmanın olabildiğince genç hücrelerle donatılması gerekir. Soyma işlemi uygulanmadığında yaşlı ve ölü hücreler birikerek donuk ve soluk bir cilt rengine neden olur, yüzde kırışıklık ve vücutta selülit gibi kusurları ortaya çıkarır.
İki temel soyma metodu vardır: Kimyasal ve mekanik. Kimyasal soyma alfa ve beta hidroksi asitleri gibi maddelerin yüzeysel olarak uygulanmasıdır. Bu maddeler boynuzsu katmandaki deri hücreleri arasına girerek en dış katmanı gevşetir ve hücrelerin daha kolay dökülmesini sağlar. Mekanik soyma; lif gibi sert sünger, doğal kıllardan yapılmış fırça ya da jojoba tanesi veya kayısı tohumu gibi hassas aşındırıcı maddeler içeren nazik temizleyicilerin kullanımıyla gerçekleştirilir. Her gün ya da her iki günde bir, banyodan önce mekanik soyma uygulamak, duştan sonra selülite karşı sürdüğünüz her türlü yüzeysel ürünün de daha kolay emilmesini sağlamak için mükemmel bir yoldur.

KURU CİLT FIRÇALAMA FAYDALI MI?
Selülit ve çatlak problemi olan ciltler için en etkili soyma tedavisi kuru cilt fırçalamadır. Bu tekniğin düzenli kullanımı sadece vücutta ölü ve ölmekte olan hücrelerin ortadan kaldırılmasına yaramaz; aynı zamanda etkilenen bölgelerdeki kan akımını ve lenf sisteminin biriken toksinleri ortadan kaldırma kabiliyetini artırır.
Kuru cilt fırçalama düzenli uygulandığında inanılmaz faydaları olan basit bir tekniktir. Etki bölgesine ulaşabilmek için uzun saplı bir fırça gerekir. Ayrıca fırçanın keçi tüyü ya da sebze lifleri gibi doğal kıllardan yapılmış olmasına özen göstermelisiniz.
Cildinizi günde bir kere tercihen banyodan önce fırçalamanızı öneririm. Fırçayı problemli bölgelerin üzerinde kalbe doğru bir ya da iki kere sürtün. Mesela basen ve popoda yukarıya doğru fırçalama yapın. Midede biraz daha nazik şekilde saat yönünde dairesel fırçalama yapın. Fırçalama seansınızı takiben yaptığınız duş veya banyonun ardından selülit ve çatlaklara karşı onarıcı bir serum gibi nemlendirici, canlandırıcı ve besleyici bir vücut bakım kremi kullanın.
Kuru cilt fırçalama, selülit tedavisinde bir üçlü aksiyon metodudur. Önce soyucu etki gösterir; böylece genç, sağlıklı cilt hücrelerinin gelişimi tetiklenir ve yüzeysel selülit tedavi malzemelerinin emilimi soymanın ardından güçlenir. Ikinci olarak damarları canlandırır; bildiğimiz gibi kan dolaşımındaki yetersizlik selülitin ilk belirtilerinden biridir. Ve son olarak cilt fırçalama lenf sistemini uyarır. Atıkların ve toksik maddelerin vücuttan atılması lenf nodüllerinin görevidir. Yaşlandıkça lenf sistemi yavaşlar ve görevini layığıyla yerine getirebilmek için az miktarda da olsa yardıma ihtiyaç duyar. Kuru cilt fırçalama bunun için mükemmel bir yoldur.
UYARI: Duştan önce fırçalama yapıyorsanız duşta mekanik ya da kimyasal soyucular kullanmayın çünkü fazla miktarda soyucu madde cildi tahriş edebilir.

VÜCUDUNUZU BİR ELMA GİBİ DÜŞÜNÜN
Vücudunuzun bir elma olduğunu ve boynuzsu katmanın da kabuğu olduğunu düşünün. Elmayı ikiye kestiğinizde ve dış etkenlere maruz bıraktığınızda kahverengiye dönüşüp buruşmaya başlar. Bunun sebebi serbest radikallerin verdiği hasardır. Kendini çevreden korumasını sağlayan kabuk olmadan güneş ışığı ve toksinler elmanın dokularına saldırarak zarar verir. Aynı şey basit bir zedelenmeyle de ortaya çıkar. Cildiniz bütünlüğünü kaybetmemiş görünse de içeride oluşan küçük delikler nedeniyle çarpılan bölgedeki bütünlük kaybedilir. Zedelenen bölge kahverengiye dönüşmeye ve kurumaya başlar.
Çok benzer bir şekilde vücut dokuları yeterli koruma ve antioksidan olmadan zarar görür, renk kaybına uğrar, nemsiz kalır ve kırışır. Kahverengiye dönüşmüş bir elmanın üzerine az miktarda limon sıktığınızda rengi tekrar sağlıklı bir beyaza dönüşür. Antioksidanının limon suyundaki yüksek yoğunluk oranı, elmanın maruz kaldığı serbest radikal hasarının önüne geçer. Fark ettiğiniz başka bir şey ise bütünlüğünü kaybetmemiş bir elmanın bile bir süre dışarıda durduğunda çürüyüp büzüldüğüdür.Bunun nedeni ortadan kaldırılmadığında vücut dokularımızdan kaçarak ortama karışan su gibi serbest radikal hasarının elmanın önemli su rezervinin dışarı sızmasına neden olmasıdır. Aslında elmayı zedelemediğimiz ve kesmediğimizde bile çevre kendi üzerine düşeni yaparak cildin zarar görmesine neden olur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.